BAZI ANA ARILAR NEDEN AGRESİF ARILAR ÜRETİYOR?
🎬 AnaArıcı yapay zekâ seslendirmeli video

Mikroskopi toplantısında, Buckfast ve Karniyol'un F2 düzeyinde ana arılardan üretilen işçi arıların, neden bazen saldırgan olduklarına dair hararetli
bir sohbet yaşandı (F2, orijinal ana arıdan yetiştirilen ikinci nesil bir ana arıdır. Yani orijinal ana arının kızı değil, torunudur) . Bunun neden olduğuna dair bazı notlar yayınlayacağımı söz vermiştim. Anlayabileceğiniz şekilde, asıl genetik sürece girmeden…….
Yeni ana arıların, orijinaliyle aynı özellikleri göstermesini umarak, " en iyi " ana arılarımızın larvalarından yeni ana arılar yetiştiriyoruz. Ancak suni tohumlama kullanmıyorsanız, bu her zaman bir kumardır. Çünkü bakire ana arılarımızın çiftleşeceği erkek arıları seçemiyoruz.
Buna " Serbest Çiftleşme " denir ve bazen aldığımız "agresif " davranışın temel nedenidir. Bu durum, üretmeye çalıştığınız ana arının ırkı,
serbestçe çiftleştiği erkek arıların ırkıyla genetik olarak uyumsuz olduğunda meydana gelir. Her şey, bal arısının farklı ırklarının tarihsel evrimine ve bunların birbirleriyle ne kadar yakın akraba olduğuna bağlıdır.
Bal arılarının (Apis mellifera) tamamının Afrika kökenli olduğu ve çağlar boyunca farklı yollardan Avrupa'ya yavaş yavaş
göç ettiği düşünülmektedir . Bu kademeli göç gerçekleşirken, arılar zamanla genetik olarak yaşadıkları coğrafyaya uyum
sağladılar ve 28 adet civarında farklı ırk ortaya çıktı. Örneğin;
• Apis mellifera mellifera – Avrupa yerli siyah arısı (Aynı zamanda İngiltere'deki yerli arımız),
Slovenya ve Güney Avrupa'ya özgü bir ırk olan Karniyol arısı,
• Apis mellifera caucasia – Orta Kafkasya, Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve doğu Türkiye'ye özgü Kafkas arısı,
• "Buckfast" arısının gerçek bir ırk OLMADIĞINI, daha ziyade bir arı ''cinsi'' olduğunu belirtmekte fayda var. Brother Adam tarafından, birçok farklı ırk ve ekotipin melezlenmesiyle oluşturulmuştur.
Bu 28 arı ırkının mitokondriyal DNA'sının analizi, bal arılarının DÖRT SOY'a bölünebileceğini gösteriyor.
Şekil 1: Apis mellifera ırklarının, M, C ve O Soylarına dağılımını ve göç yollarını gösteren harita
Arılar zamanla yaşadıkları coğrafyaya genetik düzeyde uyum sağladılar. Muhtemelen bu M, C, O gruplamalarını düşünmenin
en iyi yolu, meteorolojik bölgelere uyum sağlamaktır. Örneğin:
• mellifera – Avrupa yerli siyah arısı = Deniz iklimi, yağışlı, sıcak yazlar, soğuk yağışlı kışlar, nispeten erken ilkbaharlar
• carnica – Karniyol arısı = Çok sıcak ve uzun yazlar ile kısa, ılık kışlar
uzun sıcak yazlar, soğuk geceler ve çok uzun olmayan soğuk kışlar
Meteorolojik bölgesel koşullara bu uzun süreli adaptasyon, arıların bu koşullarla başa çıkmak için zaman içinde geliştirdikleri özellikleri
belirler. Örneğin Kafkas arısına bakarsak, arzu edilen ve istenmeyen bir dizi genetik özellik görürüz;
• Başka hiçbir arı ırkının alamadığı nektarı çıkarmak için, uyarlanmış uzun bir dil,
• Güçlü koloniler oluşturan verimli yavru üretimi (Yaz ortasında),
• Koloniler yaz ortasında tam güce ulaşır. Bu durum, ana nektar akımının yaz ortasında en yüksek olduğu alanlar için çok iyidir,
• Bol miktarda propolis üretir ( satış amacına yönelik ideal ırktır fakat bazı arıcılar için istenmeyen özelliktir).
Koloniler yaz ortasına kadar, tam güce ulaşmaz ( Yüksek nektar akımı bahar aylarında da oluyorsa, bu istenmeyen bir durumdur),
• Propolisin çok fazla kullanılması, kovan yönetimini zorlaştırır. Çerçeveler ve kovanlar propolisle yapıştırılmış ve bulaşmıştır,
• Kuzey iklimlerinde Nosema'ya yatkınlık nedeniyle, kışlaması iyi değildir,
Peki, İngiltere'ye "yabancı" ırklardan ithal edilen ana arılardan üretilen arılarda, neden agresiflik sorunları yaşanıyor?
1. İthal ettiğiniz ana arılar, uygun olmayan genetik özellikleri de beraberlerinde getirirler.
2. Soy C ve Soy O'daki arılar, İlgiltere'deki yerli M Soyu arılarımız ile genetik olarak uyumsuzdur.
• Aynı soy grubundan gelen arılar doğru şekilde ürer, ancak gruplar arası çiftleşmeler agresif yavrulara yol açabilir (Şekil 1'deki haritadaki gruplandırmalara bakın),
• Karniyol'u İtalyan ile melezlemek işe yarayacaktır (her ikisi de C Soyudur),
• Mellifera'yı İberika ile melezlemek işe yarayacaktır (her ikisi de M Soyudur),
• Mellifera'yı (Soy M) Karniyol veya İtalyan ırkı (her ikisi de C Soyudur) ile melezlemek, sonuçta uyumsuzluk sorunlarına yol açar,
• C veya O soylarındaki ana arılar veya Buckfast ana arıları kısa vadede size güzel, uysal işçi arılar üretecektir. Ancak siz damızlık sorununuzu bu şekilde çözdüğünüzde, arılığınıza getirdiğiniz Buckfast /C /O soyuna ait anaların ürettiği erkek arılar, bizim yerel M soyundan (uyumsuz) bakire ana arılarımızla çiftleşiyor. Bu durum da, genellikle saldırganlığa yol açıyor,
Önemli Not: Yazar burada kendi ülkesini (İngiltere) örnek göstermiş. Siz de bunu kendi ülkenize uyarlayınız. Örneğin Anadolu arısı, O soyudur.
• İnsanlar bu saldırgan arılarla uğraşmak zorunda kaldıklarında, birçoğu hemen işin kolayına kaçarak, "agresif" ana arılarını yerel
melezlerle uyumsuz olan Buckfast, Karniyol veya İtalyan ana arılarıyla değiştirerek, uysallığı sağlayacaklar. Fakat, bu şekilde bölgeyi daha da uyumsuz erkek arılarla dolduracaklar. Bu da sonuç olarak, arıların daha da kötüleşmesine
neden olacak. Herkes için bu sorun, her geçen gün daha da kötüleşiyor.
Sizlere gerçekten iyi bir kitap tavsiye edeyim, Jo Widdicombe'un "Arı Islahının İlkeleri –The Principles of Bee Improvement " adlı kitabıdır.
Yeterli ilgi olursa, konuyla ilgili gerçek genetiği açıklayan başka bir yazı yazmaya çalışacağım .
Kaynak: Pendore Blogu — çeviri/derleme. Hakan Bozkurt

